Bas Sayfa Forum
Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Feminist hareket desteklenmelidir!
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Feminist hareket desteklenmelidir!

Feminist hareket desteklenmelidir! 08 Mar 2013 18:14 #326

  • Faruk Iremet
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Junior Boarder
  • Bagimsizlik, esitlik ve demokrasi
  • Gönderiler: 38
  • Karma: 0
Kim feministir? Feminist nedir?

Feminist: kadınların üstünde siyasal ve ekonomik baskıların olduğunu kabul eden ve bu baskıları değiştirmek için mücadele veren kişidir.

Feminizim ise: feminist düşünceyi bir şemsiye altında toparlamaya çalışan harekettir. Bu hareketin bünyesinde liberaller, sosyalistler, kommünistler, sosyal demokratlar ve barış yanlıları vardır. Faminizim hareketi de kendi arasında bölünmüş ve fikir ayrılığı yaşayan bir harekettir. Yani diğer örgütlenmelerde görülen fikir ayrılıkları feminizimde de var. Liberal ve muhafazakar kanadın savunduğu feminizimle, sosyalist kanadın savunduğu feminizim farklıdır. Her nekadar kadın hakları önplanda olsa da, bu gruplar arasında duruş ve eylem farklılıkları vardır.


Feminizim, erkek düşmanlığı değildir. Feminizim, ezilmekte olan, tüm insani hakları gaspedilen ve iş hayattında ikinci sınıf muamelesi gören analarımızın, bacılarımızın ve eşlerimizin haklarının örgütlü bir grup tarafından savunulmasıdır. Feminizim, diğer demokratik örgütlenmeler gibi, kendi sorunlarını gündeme taşımaya uğraşmaktadır. Kendi sorunu dediğim, aslında toplumsal bir sorundur. Kadınlara karşı planlı bir şekilde uygulanan siyasal ve ekonomiksel baskılar kadının hareket alanını, yaşamı öğrenme isteğini köretmektedir. Bu baskı ebeveylerin evinden başlar, iş hayattında maaşta ve kariyerde kendisini gösterir. Yani kadınların sürekli olarak daha yüksek mevkilere gelmesi engellenir. Tabiî bu baskı sonra koca evinde devam eder.

Simone de Beauvoir ”ikinci cins” adlı kitabını 1949’da yayınlanmasından sonra da, feminizim harekettinde bir hareketlilik yaşandı. Tüm düşünürlere göre feminist hareket, Simone de Beauvoir’ın feminist hareketin yorumunu varoluşçuluk felsefesiyle birleştirmesiyle, bir ivme kazanmış. Aslına öyle değil ve ben kendim, felsefecilerin savunduğu bu düşünceye katılmıyorum. Çünkü bana göre varoluşçuluk düşüncesi ve Simone de Beauvoir’ın, Jean-Paul Sartre ile olan karmaşık ilişkisi, feminist hareketin katedeceği yolu, katedilmeyecek duruma getirmiştir.

Simone de Beauvoir’ın, ”Karşı Cins” adlı kitabını yıllar önce okumuştum. Hakkında çok yazılan, imtiyazla arayıp bulduğum ve bende erkeklik tepkisi yaratacağını sandığım bu kitabın, kadını bu kadar küçük düşüreceğini ve aşağılayacağını sanmıyordum. Bir çok feministi ve düşünür Simone de Beauvoir taraftarını kızdırdığımın farkındayım. Ben onların değil, sadece kendi duygularımı ve düşüncelerimi yazıyorum. Buda herhalde suç değildir. Jean-Paul Sartre severek okuduğum, saygı duyduğum ve kitaplığımda özel yeri olan bir yazardır. Ama, Sartre’nin Simone de Beauvoir ile olan ilişkisi, duyduğum en karmaşık ve gördüğüm en çelişkili ilişkileri geride bırakacak durumdadır. Tabiî bu ilişki yanlış mı doğru mu? Beni zerre kadar ilgilendirmiyor! Sadece feminizim adına yola çıkan, feministlerin tanrıçasının, Sartre ile olan köle ilişkisini eleştirmek, ilgilendiriyor. Ben Simone de Beauvoir’ı, Sartre ile olan köle ilişkisinden dolayı eleştiriyorum.

Yazacağım konuyu uzatmadan ve başka kanallara yöneltmeden, geri kalmış ülkelerde kadınların yaşadığı hayata hafifçe değineceğim. Ben kendim Zaza olduğumdan, Zaza coğrafyasında kadına tanınan, reva görülen rolü yazmaya çalışacağım. Zaza kadınlarını alevi ve sunni diye ikiye ayırıyorum. Çünkü alevi Zaza kültüründe kadına verilen haklar ile sunni Zaza kültüründe kadına verilen yer ve hak farklıdır. Bu yazımın tepkilere sebep olacağını yine meyil (mail) saldırısına uğrayacağımı biliyorum. Her zaman kulandığım bir sözüm var: ”-Lütfen, sıra için numara almayı unutmayınız. Eğer numara sistemi yoksa kuyruğa giriniz”. Coğrafyamızda dinlerin etkisiyle oluşmuş bir ortadoğu arap kültürü vardır. Bu kalıntılar her nekadar alevilikte yoktur dense de malesef vardır. Ama, Dersim aleviliği siyasete olduğu gibi dinde de muhalefet olama özelliğini korumaktadır. Bundan dolayı Dersim aleviliği, alevilikten çok, şaman kültürü ile anaerkil toplum yapısının özelliklerini sergilemektedir. Bundan dolayıda, Dersim aleviliğinde kadına verilen toplumsal yerin, verilen söz hakının, Ortadoğu sunni kültüründen daha da illerici ve demokrattır. Ortadoğu ve Arap kültürünün temeli üstüne kurulmuş olan, sunni Zaza kültüründe kadının ”tüm hakları” elinden gaspedilmiştir ve ikinci sınıf muamelesi görmüştür. Günümüzde bu baskıcı yaşam tarzı okul ve işhayatının hayrına değişmeye başlamıştır. Bunu en çokta başlıkparasında görmekteyiz. Aslında başlıkparası kızlarımızın, bacılarımızın ve eşlerimizin istekleri dışında hayvan gibi satılmasıdır.

Bir dönemler gazetelerde hep bunları okurduk: ”Doğunun gençleri baslıkparası yüzünden evlenemiyor”. Bu yazılanlar doğruydu. Hangi genç bu kaygıyı yaşamıyordu? Bu gelenek hâlâ sunni Zazalar arasında yaygın. Kadının erkekler arasında konuşması yasak. Kadının hareket alanı erkeğin iznine bağlı. Eğer kadın, ekonomik olarak bağımlıysa, yaşamdaki yeri ikinci sınıf vatandaş ve aile içindeki yeride hizmetçiliktir. Evde, işhayatında ve toplumun tüm kademelerinde aynı maaşa ve haklara sahip olmayan bacılarımızın, analarımızın ve eşlerimizin siyasal haklarının gaspına karşı direnelim. Kadın veya erkek herkes emeğinin karşılığını alamalıdır. Düşünün bir dönemler kadınların seçme ve seçilme hakları yoktu. Bu hakları verilmesin diye fetvalar çıkartılmıştı. Hâtâ hâtâ dünyanın sonu gelecek denmişti! Peki dünyanın sonu geldi mi? Hayır. Ama öyle görünüyorki çevre sorunu dünyanın sonunu getirecek. Nerde fetva çıkaranlar? Haydi bakalım fetvacılar, çevreyi kirletmemek için bir fetva çıkarın!

Zaza coğrafyasında kadın üstündeki baskıyı ancak biz birlikte bertaraf edebiliriz. Demokratik hakları için mücadele eden kadınlarımızı destekleyelim. Kadınlar özgür olmadan, bir toplum özgür olamaz. Eğer cennet annelerin ayakları altında ise; o zaman her kadın bir annedir! Zaza ulusal mücadelesi nekadar önemliyse, kadınların demokratik haklarının talebide bir o kadar önemlidir. Bugünden başlayarak, geç kaldığımız ve desteklenmesi gereken feminist hareket desteklenmelidir! Bugün Türkiye’de, ekonomik özgürlüğünü elde edememiş bayanlar arasında boşanmak isteyipte boşanamayan yüzbinlerce bayan var. Devlet, mağdur durumda olan, baskı altında yaşayan boşanmak isteyipte boşanamayan bayanlara maaş güvencesi sağlamalıdır.

Faruk İremet
2008-01-17
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.31 saniye